Nereden geliyorsunuz? Nereye gideceksiniz?

 

Başlangıçta Tanrı gökleri ve yeri yarattı. Ve yer ıssız ve boştu; ve enginin yüzü üzerinde karanlık vardı; ve Tanrı’nın Ruhu suların yüzü üzerinde hareket ediyordu.
Tanrı dedi: Işık olsun; ve ışık oldu. Ve: Suretimizde, benzeyişimize göre insan yapalım;

 

Denizin balıklarına, ve göklerin kuşlarına, ve sığırlara, ve bütün yeryüzüne, ve yerde sürünen her şeye hakım olsun.

 

RAB Tanrı şarka doğru Adende bir bahçe dikti; ve yaptığı adamı oraya koydu. Ve RAB Tanrı görünüşü güzel ve yenilmesi iyi olan her ağacı, ve bahçenin ortasında hayat ağacını, ve iyilik ve kötülüğü bilme ağacını yerden bitirdi. Ve RAB Tanrı Ademe emredip: Bahçenin her ağacından istediğin gibi ye; fakat iyilik ve kötülüğü bilme ağacından yemeyeceksin; çünkü ondan yediğin günde mutlaka ölürsün.

 

Yılan kadına: Katiyen ölmezsiniz; çünkü Tanrı bilir ki, ondan yediğiniz gün, o vakit gözleriniz açılacak, ve iyiyi ve kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız, dedi.

 

Kadın gördü ki, ağaç yemek için iyi, ve gözlere hoş, ve anlayışlı kılmak için arzu olunur bir ağaçtı; ve onun meyvasından aldı, yedi; ve kendisile beraber kocasına da verdi, o da yedi.İkisinin de gözleri açıldı, ve kendilerinin çıplak olduklarını bildiler ve RAB Tanrı’nın yüzünden bahçenin ağaçları arasında gizlendiler.

 

RAB Tanrı yılana: Bunu yaptığın için, bütün sığırlardan, ve bütün kır hayvanlarından daha lanetlisin; karnın üzerinde yürüyeceksin, ve ömrünün bütün günlerinde toprak yiyeceksin, dedi.

 

RAB Tanrı Adem için ve karısı için deriden kaftan yaptı, ve onlara giydirdi.

 

RAB Habile ve onun takdimesine baktı; fakat Kaine ve onun takdimesine bakmadı. Kain çok öfkelendi ve çehresini astı. RAB Kaine dedi: Niçin öfkelendin? Ve niçin çehreni astın? Eğer iyi davranırsan, o yükseltilmeyecek mi? Ve eğer iyi davranmazsan, günah kapıda pusuya yatmıştır; ve onun istediği sensin; fakat sen ona üstün ol. Ve Kain. Kardeşi Habile söyledi. Ve vaki oldu ki, kırda oldukları zaman, Kain, kardeşi Habile karşı kalktı, ve onu öldürdü.

 

Tanrı Kaine dedi: Ne yaptın? Kardeşinin kanının sesi topraktan bana bağırıyor. Ve şimdi sen toprak tarafından lanet edildin, o toprak ki kardeşinin kanını senin elinden almak için ağzını açtı.
RAB gördü ki, yeryüzünde adamın kötülüğü çoktu, ve her gün yüreğinin düşünceleri ve kuruntuları ancak kötü idi. Ve RAB yeryüzünde adamı yaptığına nadim oldu, ve yüreğinde acı duydu.

 

Tanrı adamdan sığırlara kadar, sürünenlere kadar, ve göklerin kuşlarına kadar, yeryüzü üzerinde yaşayan her şey silindi; ve yeryüzünden silindiler; ve yalnız Nuh ve kendisile beraber gemide olanlar kaldılar.

 

Tanrı Nuha ve kendisile beraber oğullarına söylereyerek dedi: Ben, sizinle, ve sizden sonra zürriyetinizle ahdimi sizinle sabit kılacağım; ve bütün beşer artık tufanın suları ile kesilmeyecektir; ve yeryüzünü helak etmek için artık tufan olmayacaktır. Ahdin alameti şudur: yayımı buluta koydum, ve benimle yerin arasında bir ahit alameti olacaktır.Bulutta yay olacaktır; ve Tanrı’yla yer üzerindeki bütün beden sahiplerinden yaşayan her mahluk arasında olan ebedi ahdi hatırlamak için onu göreceğim.
İnsanlar dediler ki: Bütün yeryüzü üzerine dağılmayalım diye, gelin, kendimize bir şehir ve başı göklere erişecek bir kule bina edelim, ve kendimize bir nam yapalım. Ve adem oğullarının yapmakta oldukları şehri ve kuleyi görmek için RAB indi.RAB dedi: İşte, bir kavmdırlar, ve onların hepsinin bir dili var; ve şimdi yapmağa niyet ettiklerinden hiç bir şey onlara men edilmeyecektir…. Bundan dolayı onun adına Babil denildi; çünkü RAB bütün dünyanın dilini orada karıştırdı; ve RAB onları bütün yeryüzü üzerine oradan dağıttı.

 

Tanrı dedi: Karşımda başka ilahların olmayacaktır. Kendin için oyma put yapmayacaksın; onlara eğilmeyeceksin; ve onlara ibadet etmeyeceksin; çünkü ben, senin Tanrın RAB.

 

Doğru olan kimse yok, bir kişi bile yoktur. Anlayan kimse yok. Tanrı’yı arayan kimse yok. Hepsi yoldan saptılar. İyilik eden yok, bir kişi bile yoktur. Ağızları açık bir mezardır. Dilleriyle aldatırlar. Dudaklarının altında yılan zehiri var. Ağızları lanet ve acı sözle doludur. Ayakları kan dökmeye seğirtir. Yollarında yıkım ve dert vardır. Esenlık yolunu da bilmiyorlar. Gözlerinde Tanrı korkusu yoktur.
RAB İbrahime: Memleketinden, ve akrabanın yanından, ve babanın evinden, sana göstereceğim memlekete git; ve seni büyük millet edeceğim, ve seni mubarek kılacağım; ve senin adını büyük edeceğim; ve bereket ol, dedi.ve seni mubarek kılanları mubarek kılacağım, ve sana lanet edene lanet edeceğim; ve yeryüzünün bütün kabileleri sende mubarek olacaktır. Ve İbrahim RABBİN kendisine söylediği gibi gitti.

 

İbrahim doksan dokuz yaşında iken, RAB İbrahime göründü; ve ona dedi: Ben Kadir Tanrım; benim önümde yürü, ve kamil ol; Ve ahdimi seninle beni aramda edeceğim, ve seni ziyadesile çoğaltacağım.Ve senin gurbet diyarını, bütün Kenan diyarını, sana ve senden sonra zürriyetine ebedi mülk olarak vereceğim; ve onların Tanrı olacağım.

 

Tanrı İbrahime dedi: İyi bil ki, senin zürriyetin kendilerinin olmayan bir memlekette garip olacak, ve onlara kulluk edecekler, ve kendilerine dört yüz yıl cefa edecekler; ve kulluk edecekleri millete ben hükmedeceğim; ve ondan sonra büyük malla çıkacaklardır. Ve dördüncü nesilde buraya dönecekleridr; çünkü Amorilerin fesadı henüz tamam olmamıştır.

 

Tanrı İbrahimi deneyip ona dedi ki: Ey İbrahim; ve o: İşte ben, dedi. Ve Tanrı dedi ki: Şimdi oğlunu, sevdiğin biricik oğlunu, İshakı, al ve Moriya diyarına git, ve orada sana söyleyeceğim dağların biri üzerinde onu yakılan kurban olarak takdim et.

 

Ve İbrahim elini uzattı, ve oğlunu boğazlamak için bıçağı aldı. RABBİN meleği göklerden ona çağırıp dedi: İbrahim, İbrahim; ve: İşte ben, dedi: Ve dedi: Elini çocuğa uzatma, ve ona bir şey yapma; çünkü şimdi bildim ki, sen Tanrı’dan korkuyorsun, ve kendi biricik oğlunu benden esirgemedin.Zatım hakkı için yemin ettim, RAB buyurur, mademki, bu şeyi yaptın, ve biricik oğlunu esirgemedin, senin zürriyetinde yerin bütün milletleri mubarek kılınacaklar; çünkü sözümü dinledin.
Tanrı Musa’ya: Şimdi, işte, İsrail oğullarının feryadı bana erişti; ve hem de Mısırlıların onlara ettikleri cefayı gördüm. Şimdi gel, ve benim kavmımı, İsrail oğullarını, Mısırdan çıkarmak için seni Firavuna göndereyim.

 

O gece Mısır diyarından geçeceğim, ve insandan hayvana kadar bütün ilk doğanları vuracağım; ve Mısırın ilahlarına hükümler yapacağım; ben RAB’İM. Ve sizin bulunduğunuz evler üzerindeki kan size alamet olacak; ve kanı görünce üzerinizden geçeceğim, ve Mısır diyarını vurduğum zaman helak etmek için sizde bela olmayacak. Ve bugün sizin için anılma günü olacak, onu RABBE bayram tutacaksınız; nesillerinizce ebedi kanun olarak onu bayram tutacaksınız.

 

Ve gece yarısında vaki oldu ki, RAB, tahtı üzerinde oturan Firavunun ilkinden, zindanda olan esirin ilkine kadar, Mısır diyarında bütün ilk doğanları, ve hayvanların bütün ilk doğanlarını vurdu. Ve geceleyin Firavun, kendisi ve bütün kulları, ve bütün Mısırlılar kalktılar; ve Mısırda büyük feryat vardı; çünkü içinde ölü olmayan bir ev yoktu. Geceleyin Musayı ve Harunu çağırıp dedi: Kalkın, hem siz hem de İsrail oğulları , kavmımın içinden çıkın; ve gidin, söylediğiniz gibi RABBE ibadet edin.
Günah takdimesi kuzusunu boğazlayarak; ve kahin günah takdimesinin kanından alacak, ve tathir olunacak adamın sağ kulak memesi üzerine, ve sağ elinin baş parmağı üzerine, ve sağ ayağının baş parmağı üzerine sürecek.

 

Çünkü etin canı kandadır; ve ben onu mezbah üzerinde canlarınıza kefaret etmek için size verdim; çünkü candan ötürü kefaret eden  kandır.

 

Nitekim Kutsal Yasa’ya göre, hemen her şey kanla temiz kılınır ve kan dökülmeksizin bağışlama olmaz.
Daniel peygamber, Babil kıralı Nebukadnetsara dedi: o kıralların günlerinde göklerin Tanrısı ebediyen harap olmayacak bir kırallık kuracak, ve onun hakimiyeti başka bir kavma bırakılmayacak; ancak bu kırallıkların hepsini o parçalayacak ve bitirecek, ve kendisi ebediyen duracak.

 

Cenkte çizme giyenlerin bütün çizmeleri, ve kanda yuvarlanmış esvap yakılacak, ateşe yem olacak. Çünki bize bir çocuk doğdu, bize bir oğul verildi; ve reislik onun omuzu üzerinde olacak, ve onun adı: Acip Öğütçü, Kadir Tanrı, Ebediyet Babası, Selamet Reisi çağırılacaktır.
Tanrı dünayayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlunu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, ama hepsi sonsuz yaşama kavuşsun. Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için dünyaya göndermedi, dünya O’nun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi. O’na iman eden yargılanmaz, iman etmeyen ise zaten yargılanmıştır.Çünkü Tanrı’nın biricik Oğlunun adına iman etmemiştir. Yargı da şudur: dünyaya ışık geldi, ama insanlar ışığın yerine karanlığı sevdiler. Çünkü yaptıkları işler kötüydü.

 

Yeryüzü kralları ayaklanıyor, Önderler birleşiyor RAB’be ve meshettiği krala karşı. ‘Koparalım onların kayışlarını’ diyorlar, ‘Atalım üzerimizden bağlarını.’ Göklerde oturan Rab gülüyor, Onlarla eğleniyor. Sonra öfkeyle uyarıyor onları, Gazabıyla dehşete düşüyor ve, ‘Ben kralımı Kutsal dağım Siyon’a oturttum’ diyor. RAB’bin fermanını ilan edeceğim: Bana, ‘Sen benim oğlumsun’ dedi, ‘Sana bugün baba oldum. Dile benden, miras olarak sana ulusları, Mülk olarak yeryüzünün dört bucağını vereyim.Oğulu öpün ki öfkelenmesin, Yoksa izlediğiniz yolda mahvolursunuz. Çünkü öfkesi bir anda alevleniverir. Ne mutlu O’na sığınanlara!

 

İsa: ‘Yol, gerçek ve yaşam ben’im’ dedi. ‘Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez.’

 

Bundan böyle tövbeye yaraşır meyveler verin! Kendi kendinize, ‘Biz İbrahim’in soyundanız’ demeye kalkmayın. Ben size şunu söyleyeyim: Tanrı, İbrahim’e şu taşlardan çocuk yaratacak güçtedir.

 

İsa: ‘Ne var ki, İnsanoğlu’nun yeryüzünde günahları bağışlama yetkisine sahip olduğunu bilesiniz diye…’ dedi. Sonra felçliye: ‘Sana söylüyorum, kalk, döşeğini topla ve evine git!’ dedi. Adam kalktı.

 

Ben yerden yukarı kaldırıldığım zaman bütün insanları kendime çekeceğim.

 

Bu ağıldan olmayan başka koyunlarım var. Onları da getirmeliyim. Benim sesimi işitecekler ve tek sürü, tek çoban olacak.

 

Göksel Egemenliğin bu müjdesi tüm uluslara bir tanıklık olmak üzere bütün dünyada duyurulacak, ve son o zaman gelecektir.

 

İşte bunun için size peygamberler, bilgi kişiler ve din bilginleri gönderiyorum. Bunlardan kimini öldürecek, çarmıha gereceksiniz. Kimini havralarınızda kamçılayacak, kentten kente kovalayacaksınız. 
Dar kapıdan girin. Çünkü kişiyi yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur. Yaşama götüren kapı ise dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.

 

İsa yanlarına gelip kendilerine şunları söyledi: ‘Gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi. Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin. Onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla vaftiz edin. Size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim.’

 

İnsanoğlu kendi görkemi içinde bütün melekleriyle birlikte gelince, görkemli tahtına oturacak. Ulusların hepsi O’nun önünde toplanacak, O da koyunları keçilerden ayıran bir çoban gibi, onları birbirinden ayıracak. Koyunları sağına, keçileri soluna alacak.

 

Oğul’a iman edenin sonsuz yaşamı vardır. Ama Oğul’un sözünü dinlemeyen yaşamı görmeyecektir. Tanrı’nın gazabı böylesinin üzerinde kalır.

 

Yahya peygamber ertesi gün İsa’nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi: ‘İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!’

 

Mesih İsa’ya ait olup Tanrı yoluna yaraşır bir yaşam sürmek isteyenlerin hepsi de zulüm görecek.

 

İsa Mesih diyor ki: ‘İnsanoğlu’na olan bağlılığınızdan ötürü insanlar sizden nefret ettikleri, sizi toplum dışı edip aşağıladıkları ve adınızı kötüleyip sizi reddettikleri zaman size ne mutlu!’
Tersine, Mesih’in acılarına ortak olduğunuz oranda sevinin ki, Mesih’in görkemi görüldüğünde de sevinçle coşasınız.

 

Bundan sonra gördüm ki, her ulustan, her oymaktan, her halktan ve her dilden oluşan, kimsenin sayamayacağı kadar büyük bir kalabalık tahtın ve Kuzu’nun önünde duruyordu. Hepsi de birer beyaz kaftan giyinmişti ve ellerinde hurma dalları vardı. Yüksek sesle, ‘Kurtarış, taht üzerinde oturan Tanrımıza ve Kuzu’ya özgüdür’ diye bağırıyorlardı.

 

Büyük, beyaz bir taht ve tahtın üzerinde oturanı gördüm. Yer ve gök O’nun önünden kaçtılar ve yok olup gittiler. Tahtın önünde duran büyük küçük, bütün ölüleri gördüm. Sonra bazı kitaplar açıldı. Yaşam kitabı denen başka bir kitap daha açıldı. Ölüler, kitaplarda yazılanlara bakılarak yaptıklarına göre yargılandı. Deniz, kendisinde olan ölüleri, ölüm ve ölüler diyarı da kendilerinde olan ölüleri teslim ettiler. Her biri, yaptıklarına göre yargılandı. Ölüm ve ölüler diyarı, ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü, ikinci ölümdür. Adları yaşam kitabında yazılmamış olanların hepsi, ateş gölüne atıldı.

 

Kötülük yapan, yine kötülük yapsın. Bayağı olan, bayağı yaşamını sürdürsün. Doğru olan, yine doğruyu yapsın. Kutsal olan kutsal kalsın.’ İşte tez geliyorum! Vereceğim ödüller yanımdadır. Herkese yaptığının karşılığını vereceğim.
Alfa ve Omega, birinci ve sonuncu, başlangıç ve son ben’im.

 

Ruh ve Gelin, ‘Gel!’ diyorlar. Her işiten, ‘Gel!’ desin. Susamış olan gelsin. Dileyen, yaşam suyundan karşılıksız alsın.

 

Gerçeğe katılmak isterseniz buyrun, siz de gelin! Rab sizi çağırıyor ve O’nu daha iyi tanımak için İncil’i ve Kutsal Kitabı okuyunuz, İsa Mesih imanlılarına katılınız! İnsanları bu kurtulşa davet etmeye yardım ediniz!